Sihir Dünyası / Hogwarts ve Durmstrang Büyücü Okulları


 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 St. Mungo Şifacı Alımları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adalina Penelope Death
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
avatar

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: St. Mungo Şifacı Alımları   Salı Eyl. 30, 2008 3:46 pm

PHP- Kodu:
[color:3aa8="YellowGreen"]Ad ;

Soyad ;

Yas ;

Mezun Olduğu Okul { Hogwarts ya da Durmstrang } ;

Mezun Olduğu Bina ;

Hangi Kat ve Bölüm ;

Örnek RP ;

_________________



__ __ __ Asam; Zekanın Bilginliği


_ _
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sihirdunyasi-rpg.yetkin-forum.com
Sweliné Leòva Nydeln
Muggle
avatar

Mesaj Sayısı : 5
Kayıt tarihi : 18/09/08

MesajKonu: Geri: St. Mungo Şifacı Alımları   Salı Eyl. 30, 2008 6:48 pm

Ad ; Sweliné Leòva
Soyad ; Nydeln
Yas ; 22
Mezun Olduğu Okul { Hogwarts ya da Durmstrang } ; Hogwarts
Mezun Olduğu Bina ; Ravenclaw
Hangi Kat ve Bölüm ; Mümkünse Baş Şifacılık. Olmazsa Zemin Kat - Morg
Örnek RP ;

Sersemlik rüzgarında kaybolmuştu yine sabah sabah, ağrıdan çatlayan başı için bir çare yoktu. Havanın nemi gittikçe azalıyordu. Sintie bunu iliklerine kadar hissediyordu, bu da yetmiyormuş gibi boğazında düğümlenen inlemelerin huzursuzluğunu çekiyordu. İncecik bileklerindeki damarlar maviliğini kaybediyor, mor rengine bürünüyordu. Saç dipleri sırılsıklamdı. Yuvarlak yüzünün çirkin ifadesi zor şeyler yaşadığını gösteriyordu. Titredi, uyandığında üşüdüğünü hissetmişti. Pencere kenarından yatağın ucuna ulaşmaya çalışan ay ışığına baktı sûkunetle, bu kadar güzel olduğunu daha önce hiç fark etmemişti. Yorganı göğsüne kadar çekti, çıplak kolları üzerindeki damlalar tüm gücüyle soğuğu kemiklerine iletiyordu. Lanet olası bir rüyaydı ve bittiği için seviniyordu. Gecenin bir yarısı çıktı yatağından, üzerindeki incecik geceliğiyle yatakhanenin bitişiğinde bulunan banyoya daldı. Musluğu açtı, su damlalarının bedenine ve zihnine hâkim olmasına izin verdi. Dudaklarından diline değen her su zerresine karşılık veriyordu. Saçlarının arasına sızan kutsal şey Sintie'nin ruhundaki kötülükleri söküp alıyor, başka bir Sintie getiriyordu. Bileklerindeki şişlik inmeye başlamıştı. Gözlerini kapattı, griliği kaybolmuş gözlerini. Yatakhaneden gelen lanetlere aldırmıyordu, gecenin bir yarısı su sesi onları rahatsız etmiş olmalıydı. Banyonun küçük penceresinden içeri giren günün aydınlığı mavi gözlerine grilik kazandırmıştı. " Sadece bir saat dayanabildin değil mi iyi olmaya? " Düşüncelerini aklında bozguna uğratıp direndi, bir an önce giyinip çıkmalıydı. Havlusunu ıslak vücuduna sardı. Banyodan çıktığında lanet okuyan perilerin lanet olası uykularını bozmadıklarını gördü. Aceleyle giyindi, saçlarını sûkunetle taradı. Su Bükücü olmanın en güzel yanı da yıkandıktan sonra ıslak saçlarına şekil verebilecek kadar kabiliyetli olabilmekti. "Güç ve Taktikler 1 { Temel Bilgiler}" ile birlikte odadan çıktı. Omzunu sıvazlayıp merdivenlerden yukarı tırmandı. Nihayet "Kahramanlık Tarihi ve Taktik Dersliği" yazısını görmüş, rahatlamıştı. Sarı saçları düz bir şekilde göğüslerine kadar inerken elbisesinin askısını düzeltti ve kapıyı çalarak içeri girdi. Uzun boylu genç eğitmen Bay Otsare çarpık gülümsemesiyle öğrencileri selamlıyordu.

Etrafına bakındı, Bay Otsare gülümsemesini sürdürürken aklına takılan birkaç soruyu kendi kendien yanıtladı Sintie, bu okulun bayan öğretmenleri erkek öğretmenlerinden daha sinir bozucuydu. Bu şekilde kanaat getirmişti. dersliğe şöyle bir baktığında Drakin'in derslikte olduğunu gördü. Ne arıyordu burada? Bu sorunun yanıtını ararken gülümsüyordu, yalnız değildi. Bir süre sonra lanet okudu aklına, bu ders ortaktı. Birinci ve ikinci sınıflar beraber işleyecekti. Eğer düşündüğü doğruysa Tom da derse katılacaktı. Daha da ilginci Şahin de dersi kaçırmazdı. Bu da dersin son derece heyecanlı geçeceğini ifade ediyordu. Elini başına götürdü, eğer Tom derse gelecek olursa ne yapacaktı? Zaten birbirlerini gördükleri yerde düşman gibi davranmak zorunda kalıyorlardı. Gözlerini kapattı. Birden bir hışırtı duydu, başını kaldırdığında duvarda beliren resme baktı. Lanet olası kaslı bir herif seçebiliyordu gözleri. Bir süre daha çabaladıktan sonra resmin Superman'e ait olduğunu kavramıştı. Arkasına bakamıyordu, kapıya da. Belki de Tom gelmişti, başını çevirip bakmaya cesaret edemedi. Neyse ki yanında geçen gün düelloda yendiği kızlardan birini görmüştü. Muzip bir bakış attı, gri gözleri iyilik perilerine aman vermeyecekti. Bay Otsare'nin Superman'in güçlerini anlatmaya başlamasıyla kalemini eline aldı.


    ~ Superman'in Güçleri ~

    ~ X-Ray Görüş: Bu güç kahramanın bu özel ışın ile cisimlerin arkasını görmesini sağlar. Öyle bir yeteneğe sahiptir ki dünyanın öbür ucunu bile görebilir. Yani görüş mesafesi dünyanın çapı kadar geniştir.
    ~ Teleskobik Görüş: Teleskobik görüş, adı üzerinde uzak cisimleri zoom ile görmesini sağlar. Aynı şeyi yakın cisimler için de uygulayabilir. teleskobik görüş biraz da başka bir gezegende doğmasından gelen muazzam bir yetidir.
    ~ Mikroskobik Görüş: Atomik seviyedeki görüştür. Aşırı ayrıntılı görüş sağlar. Mikroskobik oranda herşeyi görebilir. Bu da ona kötülerle savaşında sağlam bir yardımcıdır.
    ~ Çok Yakıcı Işınlar: Aşırı sıcak ışınlar çıkarıp rakibine saldırabilir. Bu ışınlar nükleer patlama sıcaklığındadır. Aslında insanlar onun bu yakıcı ışınlarına yabancı değildir. Yakıcı ışınlar Superman'inki kadar kuvvetli olmasa da pek çok kahramanda görülmüştür.
    ~ Süper İşitme: Çok hassas bir kulak yapısı vardır. 0.01 ile 200.000 hz arası frekansları işitebilir. Zaten bir kahraman için en önemli olan şey de halkının yardımına koşabilmektir. Superman'in bu yetisi halkına her zaman yardım etmesini kolaylaştırır.
    ~ Süper Ses: Tüm canlıların seslerini taklit edebilme yeteneğine sahiptir. Bu şekilde düşmanlarını tuzağa düşürebilir, sadece insanlara değil hayvanlara da yardım edebilir.
    ~ Süper Nefes: Nefesi öyle kuvvetlidir ki rüzgar yaratabilir, kasırga çıkarabilir. Aslında bu özellik hava bükücülük gibi görünse de hava bükücülüğün bir çeşidi olarak kabul edilebilir.
    ~ Süper Hipnotizma: Bu gücünü kahraman kimliğini gizlemek için kullanır. Gözlük takmasının sebebini de bu şekilde yorumlayabiliriz. Normal yaşamda Clark kent olarak bilinse de fotoğraflarda Superman olarak çıkar.
    ~ Dayanıklılık: Superman'in belki de en çok bilinen özelliklerinden biridir. Supermna aşırı dayanıklı bir vücuda sahiptir. Hem fiziksel hem de kimyasal zorluklara dayanabilir, uzun süre aç ve susuz kalabilir. Güneş çekirdeğinde bile zarar görmeden durabilir. Rivayetlere göre Superman hücreleri sürekli yenilendiği için ölümsüzdür.
    ~ Süper Güç: Superman çok güçlü bir kahramandır. Keops'u kaldırabilir, hatta dağı bile sökebilir. Superman kahramanlar aleminin en güçlüsü olarak da kabul edilir.
    ~ Süper Hız: Uçma yeteneği oluğunu zaten biliyoruz, ama Superman muhteşem bir hıza sahiptir. Yani hem dövüşte, hem de hareket ederken hızlı davranabilir.
    ~ Solar Enerji Emme: Bu muazzam güç ona Sarı Güneş'in bir armağanıdır. Büyük ihtimalle de Kahraman oluşunun en büyük sebebi hücrelerinin Sarı Güneş'ten solar enerji emmmesidir. Kızıl Güneş ise güçlerinin zayıflamasına, kaybolmasına neden olur.
    ~ Yaralanmamazlık: Zehir ve hastalıklardan etkilenmez, ayrıca bıçak darbeleri ve benzeri darbeler de ona etki etmez. Ona zarar veren şeyler büyü ve kriptonit taşlarıdır.
    ~ Süper Zeka: Kriptonlular doğuştan süper zekaya sahiptirler. Superman de herşeyi hafızasında tutabilir. İyi bir analiz yeteneğine sahiptir. Her dili konuşabilir, buna benzer pek çok zeka pırıltısını bünyesinde taşır.

Çirkin el yazısının bittiği noktaya odaklandır. Gerçekten berbat bir yazısı vardı. Aldırmadan gözlerini eğitmenine çevirdi. Minik, kırmızı dudakları büzülmüştü. Hâla sınıfta mıydı? Bilemezdi. Yüz ifadesini bozmadan kaşlarını eliyle düzeltti. Eğitmeni haftaya ne işleyeceklerinden bahsediyordu. Görünüşe bakılırsa Superman ile sıkı bir maç yapacaklardı. İşin komik tarafı herkes gruplara ayrılacaktı. Lanet fikir nereden çıkmıştı acaba? Sintie içinden sıkı bir lanet okuduktan sonra defterine birşeyler not aldı. Sırasından kalktı. Sakin bir ifadeyle kapıya yöneldi. Bir an içinde bir ürperti hissetti. Umursamadı, kantine inmek için derslikten çıktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adalina Penelope Death
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
avatar

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: Geri: St. Mungo Şifacı Alımları   Salı Eyl. 30, 2008 6:53 pm

Baş Şifacı Olarak Kabul Edildiniz...

_________________



__ __ __ Asam; Zekanın Bilginliği


_ _
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sihirdunyasi-rpg.yetkin-forum.com
Aveliné Ureña Préscy
Baş Şifacı


Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 27/11/08

MesajKonu: Geri: St. Mungo Şifacı Alımları   Ptsi Şub. 23, 2009 3:03 pm

Adı Soyadı: Aveliné Ureña Préscy (Değişecek)
Yaş: 20
Mezun Olduğu Okul: Hogwarts
Mezun Olduğu Bina: Ravenclaw
Hangi Kat ve Bölüm: Baş Şifacılık (Sweliné, Eylül'den beri girmiyor.)
Rpg:

Gemma'nın bembeyaz geceliği, annesini perdeleri çekip pencereyi açtıktan sonra havalandı. İçerisi buz kesmişti. Gemma, örtüyü başının üstüne çekerek "Git başımdan anne!" dedi.O sırada annesi üstündeki örtüyü çekerek kalk küçük hanım dercesine ellerini beline koydu. Gemma sanki ağlıyormuş gibi ses çıkararak örtüyü hırsla itti. Geceliğindeki beyaz kadar bembeyaz olan pofuduk terliklerini ayaklarına geçirip, paytaklayarak banyoya gitti. Kapının kulpunu aşağı ittirip kapıyı açtı. Etraf tertemiz kokuyordu. Annesi banyoya sprey sıkmıştı anlaşılan. Gemma bu kokudan rahatsız oldu, öksürdü ve suyu açtı. Ellerini yüzünü ılık bir suyla yıkadıktan sonra, annesi okula giderken onun için özel olarak kullandığı, üstünde "Good Luck! İyi Şanslar!" yazan havluyla yüzünü ve ellerini iyice kuruladı. Gün ağarmaya başlamıştı. Odasına gidip cübbesini ve çorabını giyindi. Sarı saçlarını turuncu fırçasıyla iyice taradıtan sonra beyaz tokasıyla saçlarının kenarını tutturdu. Daha sonra annesinin hazırladığı kahvaltı sofrasına gidip "Günaydın babişko, günaydın annişko!" diyerek selam verdi. "Günaydın papatyam." dedi her ikiside. Gemma sofraya oturup önüne konulan tabağa peynir, zeytin, sofrada ne varya koydu. O sırada babsı bir konuşma yapmaya koyuldu:
"İlk kez Hogwarts'a gidiyorsun. Asanı kullanmayı ve yeni büyüler öğreneceksin. Orada kendine iyi arkadaşlar edin. Herkesle içli dışlı olma, özel eşyalarını gösterme. Bu okul gittiğin muggle okullarına benzemez. Bir şey anlamayacaksın bazen. Anlamadığını profesörlerine sor tamam mı?" "Tamam babişkoo..."

Gemma bu sıkıcı konuşma sonrası kahvaltı etmeye koyuldu. Yarım saate kadar tabağı silip süpürülmüştü. Odasına gidip bavuluna son bir kez daha baktı ve kapattı. Kilidiyle kilitledi. İki bavulu, bir de kol çantası vardı. -Kocaman- Kol çantasına dışarı çıkarken kullandığı eşyalar vardı. Birde annesinin acil durumlarda kullanacağı kocaman botlar ve bir çorap. Diğer bavullarda ise kıyafetlerden parfümlere, kolyelerden en küçük küpesine kadar her şeyi vardı. Babasıyla birlikte gideceklerdi. Gemma, siyah babetlerini narin ayaklarına geçirirken annesi ağlamaya koyuldu. "Ağlama anne..." dedi Gemma üzülerek. Annesi yok bir şey dercesine elini salladı. Annesine sarıldı Gemma. Uzun süre görüşemeyeceklerdi. Sadece mektuplaşabilirlerdi. Gemma o sırada üstüne kalın montunu giydi. Babasıda eşine sarılarak güle güle dedi ve Gemma ile birlikte kapıyı kapatıp çıktılar. Merdivenlerden aşağı inip kapıyı açtı Gemma. Hava biraz soğuktu. Neyseki üstüne kalınca bir kaban giyinmişti. Koşarcasına en yakın faytonun bulunduğu yere gittiler. Bindikleri faytona onlar gibi bir baba-kız da binmişti. Kızın adı Lara'ydı. Lara ile Gemma çok iyi anlaşırlarken, babaların askerlik arkadaşı olduğu ortaya çıktı. Faytonda kısa bir gürültü koptu. Bu iki baba anılarını tazelerken Gemma ile Lara günün heyecanını birbirlerine anlatıyorlar, sokaktan geçen insanların kıyafetlerini yorumluyorlardı. Hogwarts Expresi Peron 9/3 Çeyrek'e geldiklerinde birlikte babalarına sarıldı iki küçük kız. Gemma ile Lara ayrıldılar. İki kız ellerinde kocaman bavullarla ekprese binip, farklı kompartımanlara bindiler. Gemma'nın bindiği kompartımanda kimsecikler yoktu. Kompartıman sahibi gibi birşey olmuştu anlaşılan. Oturdu ve simsiyah babetli ayaklarını üst üste attı. Çantasından Gelecek Postası'nı çıkarıp şöyle bir göz gezdirdi. Okulun açılması, araç gereçler nerdedir gibi haberler, okul müdüresiyle kısa bir ropartaj vardı. Okul özel bir gazeteydi. Gemma hem gazeteyi okuyor, hemde kompartımana birilerinin gelmesini bekliyordu.


Essence'ın siyah babetli narin ayakları birbirlerine bakıyorlardı ve Essence gazete okuyordu dikkatle. Kompartımana birinin girdiğini duydu. Daha sonra tanıdık gelen ayak sesleri ve en sonunda kim olduğunu belli eden kişi girdi. Bu Londra'daki en yakın arkadaşı Eolyn'dı. Essence'ı gördüğünden beri çığlık çığlığa bağırıyordu:''Merhaba Essence! Seni burda görmeyi hiç ummuyordum.'' "İnanmıyorum!" dedi büyük bir çığlıkla Essence. "Bende seni görmeyi ummuyorum. Gel otur şöyle." diye devam etti. Bu söleri söylerken büyük bir hızla gazeteyi kenara koymuş ve ayağa fırlayıp Eolyn'ın yanına gitmişti. Eolyn çok güzel görünüyordu. Essence'ın en sevdiği özelliği uzun, kahverengi saçlarıydı. Yumuşacıktı bu saçlar. Parıl parıl parlıyorlardı. Güneş vurunca da sarıya dönüyorlardı. Essence, Eolyn'ı karşısına oturtturup: "Eee anlat bakalım, yazın nasıl geçti?"[i]''Tamam sakin ol Essence. Bütün yıl beraberiz nasılsa konuşuruz. Ama yazımın nasıl geçtiğini sorarsan, çok iyi geçtiği söylenemez. Kös kös oturdum sadece ama Hogwarts'tan davet mektubu gelince biraz daha renkli ve dolu dolu geçmeye başladı günlerim. Sen neler yaptın?'' dedi sakince Eolyn. Birbirlerine büyük bir özlemle bakıyorlardı. Essence, açık, sarı saçları omzundan geriye elinin tersiyle itip cevapladı: "Açıkçası ben biraz eğlendim. Havuza girmeyi çok severim biliyorsun. Dört senedir gitmiyorduk ve bu sene gittik. Çok eğlenceliydi. Herşey peşpeşe geldi. Eve döndüğümüzde posta kutusunda Hogwarts daveti vardı. Eh, bende sabısız Essence hemen toparlandım. Ayy, iyiki varsın ve iyiki buradasın..." Ne kadar büyük bir özlemdi bu. Anlatılmaz yaşanır cinstendi. Essence, Eolyn'e Gelecek Postası'nı uzattı: "Ben okudum, birazda sen oku." Daha sonra Eolyn'in yanına geçti ve gazeteki başlıklara göz gezdirdi. Daha Hogwarts'a saatler vardı ve ikiside erken kalkmıştı. Uykularını gidermek için ikiside kompartımanda uyudular.

Hogwarts'a geldiklerinde ilk dikkatlerini çeken göle muhteşem beyazlığı ve parıltısıyla yansıyan ay olmuştu. Dolunaylı gecede, eğlencenin doruğuna çıkacaklardı. Aşağı inip görevlilerden bavullarını istediler ve istasyondan ayrıldılar...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adalina Penelope Death
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
Durmstrang Müdüresi/Slitsnake Sorumlusu/Biçim D. Prof.
avatar

Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: Geri: St. Mungo Şifacı Alımları   Ptsi Şub. 23, 2009 3:56 pm

Sweliné'nin baş şifacılık görevi Aveliné'ye verilmiştir...

_________________



__ __ __ Asam; Zekanın Bilginliği


_ _
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sihirdunyasi-rpg.yetkin-forum.com
 
St. Mungo Şifacı Alımları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» PVP SW KURULUR qeL :)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sihir Dünyası / Hogwarts ve Durmstrang Büyücü Okulları :: Meslek Alımları-
Buraya geçin: